6
Oca
Serinin bu bölümünde dünyadaki en yaygın son kullanıcı dağıtımlarından birisi olan Mandriva'nın test ve bununla bağlantılı olarak kararlı depoya paket giriş süreçlerini inceleyeceğiz. Serinin bir önceki yazısını burada bulabilirsiniz.

Sanırım en doğrusu bir paketin kararlı depoya giriş sürecini [1] anlatarak başlamak olacak. Bir paket kararlı olduğuna emin olunan main/updates deposuna alınmak isteniyorsa, paketçi öncelikle bununla ilgili bugzilla raporu açar.

Bu rapor paketin neleri değiştirdiğini ve düzelttiğini anlatan advisory ile nasıl test edilmesi gerektiğini içerir ( örneğin: paketin kapattığı hatayı tekrar eden bir betik ve bunun dışındaki temel işlevleri nasıl test edileceğine dair bilgiler gibi). Hata kaydı kalite güvence takımına atanır( qateam ) ve güvenlik takımı da CC ye alınır ( secteam ). Bu işlemin ardından paket main/testing deposuna alınır.

Kalite-Güvence takımı pakete onay vermemişse ( daha iyi bir test-case yazılması veya uygulamanın kullanımına dair daha detaylı bilgi verilmesi bile olabilir bu ) paketin bakıcısı bu sorunları gidermek zorundadır.

Paketler ile ilgili hatalar tek bir e-posta adresinden giriliyor anladığım kadarıyla bunun amacı mesajlardan bütün takımın haberdar olması ve katkıda bulunabilmesi.

Kalite-Güvence takımdan onay alan paket için ilgili rapor güvenlik takımına atanır. Güvenlik takımı kaynak rpm dosyasını temiz bir sistemde yeniden inşa eder, paket ile ilgili advisory bültenini yayımlar [2] ( bu nokta ilginç aslında, konu güvenlikle ilgili olmasa dahi bütün paketler güvenlik takımından geçiyor ve düzeltme ile ilgili bülten yayımlanıyor ). Bu işlemlerin ardından paket main/updates deposuna alınarak hata kapatılır.

Anladığım kadarıyla güvenlik güncellemeleri ve kritik güncellemeler yukarıdaki politikanın dışında tutuluyor.

Bunun yanı sıra test otomasyonu (buna yarı-otomatik diyelim :) ) için web tabanlı testzilla[3] adlı bir araçtan faydalanıyorlar. Bu aracın temel işlevi testçinin donanım setine uygun olarak test edebileceği paketleri göstermek [4] ve bu paketler ile ilgili raporları girmesini sağlamak.

Asıl otomatik testler yalnız Paris'deki merkez ofiste yapılabiliyormuş. Burada PXE üzerinden başlatılan bilgisayarlara bu iş için özelleştirilen bir sürüm yükleniyor ağ üzerinden ve bu bilgisayarlarda önceden yazılmış test betikleri [5] çalıştırılıyor ve otomatik raporlar üretiliyor bugzillaya girilen.

Bunların yanı sıra bu prosedürleri ve betikleri wikiye aktarıyorlar [6] [7] belirli bir template [8] yapısı içinde.

Son olarak çekirdek testleri için ayrı bir bölüm ayırmışlar [9] ve çekirdek güncellemelerine ayrı bir özenle yaklaşıyorlar. Bu konuda da otomatik test için bir takım araçlardan haberdarlar ancak bunların ne kadarını kullandıklarına dair bir ipucu içermiyor test belgesi.


[1] http://wiki.mandriva.com/en/Policies/Support
[2] http://wiki.mandriva.com/en/2009.0_Errata
[3] http://wiki.mandriva.com/en/Development/Howto/Testzilla
[4] http://cvs.mandriva.com/cgi-bin/viewvc.cgi/testzilla/procedures/NVIDIA/procedure.html?revision=1.5&view=markup
[5] http://cvs.mandriva.com/cgi-bin/viewvc.cgi/testzilla/tests/pamd/valid-pamd-modules.test?revision=1.2&view=markup
[6] http://wiki.mandriva.com/en/Testing
[7] http://wiki.mandriva.com/en/Testing:Bind
[8] http://wiki.mandriva.com/en/Testing:Template
[9] http://wiki.mandriva.com/en/Development/Howto/Test_Update_Candidate_Kernels
Bir arkadaşımız bana " "Laptop" Türkçe midir? " diye sordu. Mesela "Mail" diye de bir kelime yok dilimizde, yerine "eposta" kullanıyorum çoğu zaman. Teknolojik terimlerin bir çoğu dilimize girdi. Siz de her yerde karşılaştığınız için onları "Türkçe" sanıyorsunuz. Ben bu yazıda "labtobum" diye bahsetmişsem günlük konuşma dilinde de öyle kullandığım içindir. Yazarken günlük kullandığım dili kullanıyorum. Hatta bilerek yazım hatalarımı düzeltmiyorum. Bu daha samimi bir yazı yaratıyor. Resmi olmak benim işim değil.

Bir çok kelimeyi ben Türkçe okurum ve bu yüzden dalga geçerler benle. "Napıyım Türküm ben." derim. Python dilini "piton" diye okurum, halbuki "payton"muş. Ya da Mikrosoft'u yazıldığı gibi okurum. Doğrusu "Maykrosoft"muş. Bence böyle bir konuya takılmanız bile hata. Hiç kimse daha önce beni neden "laptop" kullanıyorum dizüstü demiyorum diye yargılamadı. Ve gelin görün ki bazı yazılarımda da dizüstü kelimesi kullandım. Son yazılarımdan birinde "Yeni Bir Laptop Mu Bakmıştınız" başlığı altında dizüstülerin özelliklerini yazdım. Bence rahatsız edici bir durum değil. Teknoloji hakkında konuşan bir sürü insanı seminerlerde izledim. Benden çok çok daha sık miktarda ingilizce terim kullanıyorlar. Bu gayet normal çünkü teknoloji dili ingilizce oldu artık. Bütün herşeyi tek tek dilimize çevireceksek bunların yerleşmesi bile yıllar alacaktır. En azından eskiden "kompüter" derlerdi, şimdi "bilgisayar" diyoruz.

"Pardus" gibi daha önce hiç duymadığınız anadolu parsı ismi de size garip gelmiyor mu? İlla Türkçe olsun diye diretip, bütün sürümlere isim bulma çabaları ve eleştirileri duyuyoruz. Bence saçma. Eğer dünyaya açılmak istiyorsak ingilizce ile baş etmek zorundayız.

Bir de Eurovision'un Türkçesi ne bilen var mı? Ama hepiniz kullanıyorsunuz. Türkçesini ben söyleyeyim: "Avrovizyon":) Aslında TDK'nın sözlüğünde "Avrupa Yayın Birliği'nin televizyon programı" diye yazılmış. Bir kısaltılmışı da yok. Hadise gibi çok kıymetli bir şarkıcımızı bu yarışmada görmek beni çok mutlu etti. Şarkısı da kendisi kadar güzel. İnşallah başarılı olur da göğsümüzü kabartır. Bir de eleştiriyorlar. Sanki bundan önce Eurovision'a katılanlar hacı mıydı? Onu eleştirenler önce kendilerine baksınlar. Ne derler deveye sormuşlar:"Neden boynun eğri?" diye, o da demiş ki:" Nerem doğru ki!"
5
Oca
Gerçekten Pardus'la çalışmanın daha kolay olduğunu anladım. Pardus yüklü kendi laptobumun bazı tuşları yandığı için yazı yazma söz konusu olunca ablamın Windows xp yüklü laptobuna mahkum oluyorum. Böyle olunca Windows'ta ne kadar zorlanıyorum bilemezsiniz.

Önce uzun zamandır anlatmayı düşündüğüm "klavye" maceramı anlatayım. O trajikomik hadise şöyle gerçekleşti. Bir yandan laptobumla çalışıp bir yandan yemek yerken klavyemin üzerine bir kaç damla su döküldü. Önce selpakla suyu sildim ama baktım suyun birazı tuşların altına gitmiş, ki bu laptobta çok tehlikelidir, çünkü anakartınız tuşların altındadır. Bu yüzden hemen bir telaş oldum, içeriden kaptım saç kurutma makinesini hemen açtım üzerine tuttum. Klavye de aynı cep telefonu gibi ıslanınca saç kurutma makinesi ile kurutulur sanmıştım. Cep telefonum karlar içine düşmüştü de saç kurutma makinesi ile kurutunca hiç bişeyi kalmamıştı. Fakat bunu siz cep telefonunuzda da denemeyin, teknoloji arttıkça hassasiyetleri de artıyor. Benim telefonum daha bi kaç yıl önce nokia3310 idi. Çok sağlam ama hiç özelliği olmayan bir telefondur. Neyse klavyem hiç de sandığım gibi kurumadı, o anda nasıl olduysa saç kurutma makinesinin ısısı ile tuşlar kıvrık kıvrık oldu ve patır patır uçmaya başladı. Meğer laptoplar çok hassas plastikten yapılırlarmış. Hatta güneşte bile kullanmayın o derece. Şu anda 20ye yakın tuşum yok. Olsun yinede anakartım sağlam. Klavyeyi yaptırmak için servise götürdüm, servis kapsamına girmez dediler ve benden 70 dolar istediler. Tabiki de yaptırmadım:) O olayı unutmaya başlasam da hüznü içimde kaldı.


Öyle kullanıyorum aylardır. Şimdi onu geçip Pardus'umu neden özlüyorum onu anlatayım. Bir kere yeni bir program kurarken çok zorlanıyorum. İnternetten .exe dosyasını bulup indirmek zaten başlı başına zor geliyor bana. Hatta kurulu programı silmek bile dert. Denetim masası denen fakat neyi denetlediği belli olmayan şey beni çıldırtıyor.

Pardus'ta ise bana gereken çoğu program depolarda zaten mevcut. Konsolu açıyorum "su" komutu ile root oluyorum , sonra:
# pisi it esvn
diyorum. Burda örnek olarak "esvn" programını kurmayı gösterdim. Başka bir programda buraya o programının adını yazıyorum. Yada hiç root olmadan:
$ sudo pisi it esvn
diyorum. "Su" ile "sudo" komutları arasındaki temel fark; "sudo" anlamı itibariyle "superuser do" oluyor, fakat "su" ise "switch user" oluyor. Konsola "sudo" dediğinizde size kişisel şifrenizi soruyor, "su" dediğiniz de ise sistem şifrenizi soruyor. Sudo komutunu öyle her kullanıcı kullanamıyor. Bunun için özel yetki verilmiş kullanıcı olmanız gerekiyor. Tabiki bu komutların her ikiside dikkatli kullanılması gereken komutlar. Çünkü sisteme zarar verecek bir işlem yapma ihtimaliniz çok yüksek.

Şirketteki hesabımı açmaya çalıştığımda açılmıyor hata veriyordu. Sorunu bir türlü anlayamadım. Sonra bu konuları çok iyi bilen Halil abi dedi ki, dosya sistemim bozulmuş o yüzden Pardus açamıyormuş hesabımı. Bana yeni bir kullanıcı oluşturdu ve açıldı. Fakat yeni kullanıcının konsolunda "su" komutu çalışmıyordu. Yine Halil abiye sordum ve anında bana "su" komutunu çalıştırabilme hakları verdi. İnşallah ilerde bu tür sorunları tek başıma çözecek kadar bilgili olurum.

Pardus'taki "Print screen" tuşuna da "Ksnapshot" programına da hayranım. Eğer "Print Screen" tuşunuz doğru çalışmıyorsa burayı okuyun. Windows'da ise malesef "print screen" tuşuna basınca hiç bir şey olmuyor. illaki diyor ki "Açacaksın Paint'i, yapıştır diyeceksin, orda dev gibi bir ekran görüntün olacak". Bir de ekranın tamamını göremiyorum. Görünümü küçültmek istediğimde %100den daha küçüğünü bulamıyorum. Ekrandan bi bölümü kesmeye kalktığımda ise sadece görebildiğim kısımları kesebiliyorum. Ama bana daha büyük bi alan lazım olunca bunu yapamıyorum. Ne iğrenç bir Paint programı ya! "Lanet olsun sana Windows!" diyerek kapatıyorum. Bu yüzden şu anda koyamadığım ekran görüntüsünü, biraz sonra "PARDUS"umu açıp koyacağım.

Ksnapshot harika bir program. Alttaki seçenekler sayesinde ister "tam ekran", ister "Ekranın bir bölümü", ister "simgenin altında durduğu pencereyi", istersem de "pencerenin bir kısmını" alabiliyorum görüntü olarak. Hem de gecikme süresini istediğim kadar ayarlıyorum. Mesela menüler açıkken bir ekran görüntüsü mü almak istiyorum, hemen "Tam ekran"ı seçip altındaki gecikme süresini 5 sn'ye ayarlıyorum. Sonra 5 saniye içinde istediğim pencereleri açıp bekliyorum, o anda ekranda ne varsa ksnapshot harika bir şekilde görüntüyü alıyor. Hatta Kolourpaint falan açmama gerek kalmadan hemen oracıkta "Farklı kaydet" seçeneği ile istediğim yere görüntüyü ister .jpg ister .png formatında kaydediyorum. Hatta ikinci bir ekran görüntüsü aldığımda adı otomatikman bir öncekinin sonuna 1 (yada bir önceki 1 ise yenisi 2 oluyor, bu böyle devam ediyor) eklenmiş olarak atanıyor. Buna ek olarak "Farklı kaydet" dediğimde hemen bir önceki görüntüyü kaydettiğim yer açılıyor, beni uğraştırmıyor.
Bütün bunların yanında bir de Kolourpaint'e ve Gimp'e hayranım. Beni delirten ucuz "Paint" programından çoook daha güzel ve öte resim programları bunlar. Resimlerin istediğim gibi pikselleri ile oynuyorum, sonra görüntüyü istediğim yüzdeye ayarlıyorum. "Oh be dünya varmış" diyerek, Pardusuma olan aşkım bi kere daha katlanıyor.

Ne demiş Thomas Edison, "Genius is one percent inspiration, ninety-nine percent perspiration." yani "Deha'nın yüzde biri ilham, yüzde doksan dokuzu alın teridir.". Böylece klasik bir lafla "Emeğe saygı!" diyerek Pardus'a ilham ve alın teri veren o yüce insanlara teşekkürler ediyorum..

Bitirme tezine son kez göz atacak, ufak tefek hataları düzeltecek ve sunumda kullanmak üzere notlar çıkarmak üzere kendimi (kayak merkezi değil, ilçe olan) Kartepe'deki evime kapattım. "Şuraya biraz daha açıklama", "şuradaki kodda biraz düzeltme" derken tezin yarısından fazlasını yeniden yazarken buldum kendimi. Kod dışında bir şeyler yazmayı özlemişim açıkçası, eğlenceli bir deneyim oldu.

Yarın tezin son halini danışmanıma teslim edecek ve -nihayet- mezuniyet yolunda son düzlüğe gireceğim, mutluyum. Tez konusu, bir yıldan uzun süredir geliştiriciliğini üstlendiğim, Pardus'un yapılandırma yöneticisi ÇOMAR. Hakim olduğum bir konuda tez yazmak iyi bir fikirdi ve eğlenceliydi, umarım tez savunmam da yazma aşaması kadar rahat ve eğlenceli olur...

Kötülerin korkulu rüyası, Burkinafasafiso geliyor!

Sıkı durun…

Kötülerin korkulu rüyası Burkinafasafiso


Freenode sunucusundaki #pardus kanalında uzun süredir insanlar yardımlaşırlar, keyifli sohbetler olur vs. Genelde Pardus ‘ta öntanımla gelen konversation programı kullanılır irc için. Ben irc ye girmek için weechat kullanıyorum. Bir konsol uygulaması olan weechat konversation kadar kolay kullanımlı olmasada , kullanmak için ileri seviye bilgiye gerek yok :) Weechat ‘i kurmak için contrib deponun sisteminizde ekli olması gerekiyor. Weechat ‘i kurduktan sonra konsoldan weechat komutunu verdiğinizde freenode sunucusuna bağlanacaktır. Basit irc komutları ile kanallara bağlanabilir yardım alıp sohbet edebilirsiniz. Weechat kullanırken birden çok odada bulunduğunuzda her odayı aynı ekranda görüntülemek gibi bir isteğiniz olabilir. Evet buda mümkün :)

/window splitv 50 komutunu verdiğinizde ekranı dikey olara ikiye böler. Tahmin ettiğiniz gibi splith olsaydı horizental yani yatay olarak bölecekti. Siz kendiniz isteğinize göre ekranı bölümlendirin işte :) f7 ve f8 tuşları ile ekrandan ekrana geçebilirsiniz. Kanallar arası geçiş ise f5 ve f6 tuşlarıyla oluyor. Buradaki adresten birsürü komut bulabilirsiniz. Bundan sonrası weechat ‘i özelleştirmek için sizin çabalarınıza kaldı.

Kolay gelsin. :)

      
4
Oca

Bir süre önce Özgürlük için forumunda bir yazı yayınlanmıştı. Yazıya göre Ulaştırma Bakanlığının okullara dağıttığı bilgisayarlarda Windows’la birlikte Pardus kuruluydu. Haberi gördüğümde herkes kadar ben de sevinmiştim. Ancak kafamda soru işaretler vardı. Bugün başıma gelenleri sizinle paylaşmak istiyorum. Bakalım kaş yapalım derken nasıl göz çıkartıyoruz.

Bu sabah telefonun sesiyle uyandım. Beraber çalıştığım arkadaşım Fatih‘ti arayan. “Abi Pardus kurulu bir makina geldi, çabuk buraya gel” dedi. Alelacele üstümü değiştirip kahvaltı bile yapmadan iş yerime koştum. Bahsi geçen bilgisayar Ulaştırma Bakanlığı’nca sağlanan bilgisayarlardan biriydi. Pardus’un yanında kurulu olan Vista çöktüğü için getirmişlerdi.

Başladık kurulum cd’lerini karıştırmaya. Vista’nın kurulum cd’sini bulsak da bilgisayarın yanında Pardus ile ilgili hiçbir cd verilmemişti. 2 Dvd’den oluşan ve içinde Pardus olduğunu düşündüğümüz kurtarma Dvd’leri ise bomboştu. Yani bilgisayarları sağlayan yüklenici firma Pardus kurmuş ama kurulum cd’sini koymayı unutmuş.

Her neyse. Oturduk bilgisayara bir güzel Vista kurduk. Daha sonra Grub’u kurtararak Pardus’u da açılır hale getirdik.Bilgisayar öğretmenine de isterse Pardus hakkında temel eğitim verebileceğimizi söyleyerek bilgisayarı teslim ettik.

Gelelim asıl meselemize. Ulaştırma Bakanlığı  çok güzel bir düşünceyle dağıttığı bilgisayarlarda Pardus’u önyüklü işletim sistemlerinden biri yapmış. Ancak bu güzel düşünce ne yazık ki aynı güzellikte yürütülememiş. Düşünsenize, bilgisayarı kullanması için verdiğiniz öğretmenlerin pek çoğu Pardus’un ne olduğunu bile bilmiyor. Onu da geçtim, yeniden yüklemek istediklerinde ellerinde bir kurulum cd’si yok. Bu bilgisayarların bilmeyen birinin eline geçtiğini düşünün, Pardus sonsuza dek o bilgisayarlardan silinecek. Yani kaş yapayım derken göz çıkarmışız yine.

Buna benzer bir mesele de bir bilgisayar markasında yaşanıyor. Bildiğiniz gibi Escort Pardus önyüklü bilgisayarlar satıyor. Çoğu kişi bilmese de Pardus yüklü bilgisayarlar satan bir marka daha var: CBOX. Çok güzel bir düşünce daha değil mi? Değil işte. Çünkü Pardus 2008.2′yi beklediğimiz şu dönemde CBOX bilgisayarların üzerinde hala 2007.2 yüklü. Bunun anlamı şu: Yeni bir CBOX bilgisayar alanlar eski bir Pardus ile karşılaşacaklar, ve akıllarında Pardus bu şekliyle kalacak. Her ne kadar 2007.2 yeterinc iyi bir sürüm olsa da 2008.2 ile karşılaştırılamayacağı kesin.

Madem bir işe soyunuyoruz sonuna kadar düzgün götürebilsek bari.

      
3
Oca

Henüz KDE 4 kullanmaya başlayalı 3 gün oldu fakat 3 gündür başıma gelmeyen kalmadı diye bilirim :-) Uzun,Uzun… düşünmemin ve yakınlarımın desteği üzerine KDE 4‘ü kaldırmaya karar verdim. Kaldırmak için Pardus‘u açtım ve kısa bir süre sonra çok garip bir görüntü ile karşılaştım :-)

http://img148.imageshack.us/img148/7926/grntyakalaycpr1.png

Pardus ve KDE 4 karışımı bir şeydi :) İlkten biraz heyecanlandım sonradan sistem’e bir şey olacağını sanarak tan biraz korktum :) Sonra’dan #pardus kanalın’dan yardım istedim ve uic yardım etti uic‘e tekrar teşekkür ederim. KDE 4 paketlerini sistem’den kaldırıp yeni bir kullanıcı açmayı düşünüyorum, umarım yeterli olur.

Böylece KDE 4 macarası’da son bulmuş oldu :)

      
Pardus indiriken hep merak ederdim bu xdelta'lar ne işe yarıyor diye. Bu gün pardus kanalında sordum. Deniz'den kullanımını öğrendim. Xdelta dosyaları adında geçen versiyon değişikliğini yapıyor

Diyelim ki elimizde pardus 2008.1 cd'si var. İnternetten ilerde lazım olabilir diye 2008.2 çıkınca onu indireceğiz. İndirme yapacağımız alanda uzantısı xdelta olan dosyalar var. Şimdi 700 mb indirmek var yaklaşık 400 mb indirmek var. Biz diyoruz ki "ula kotalı internet kullanıyoruz. kotayı niye zorliyim" diye iso'yu indirmek yerine xdelta'yı indiriyoruz. Yaklaşık 300 mb kotadan kazanç... Yaşadık :D İndirirken neye dikkat edeceğiz? Tabiki elimizdeki versiyona dikkat edeceğiz. Örneğin ben bu yazıyı yazarken 2008.2 Alpha sürümü hazırdı. Pardus_2008.1_--_2008.2Alpha.xdelta dosyasına indireceğiz. Niye? Elimizdeki sürüm 2008.1 yükseltme sonrası sürüm ise 2008.2Alpha olacak. Tamam indirdik bu xdelta'yı şimdi ne halt yiyecez! Hah işte şimdi dananın kuyruğu kopuyor. Öncelikle işlem kolaylığı açısından xdelta ve eski iso dosyasını aynı dizine yerleştirelim. Bu dizini Konqueror ile açıp f4'e basıyoruz. Konsolumuz geliyor (Hoşgeldin konsol) Konsola:

xdelta delta bizimxdeltadosyası.xdelta eskiisokalıbı.iso yenisi.iso

komutunu vererek yeni iso cd kalıbını oluşturuyoruz. Hemen bu iso cd kalıbını yazmıyoruz. Niye yaw yazsaydık belki hemen lazım olacak? Bi kontrol edelim doğru mu yazmışız dimi :D konsolu kapatmadan:

md5sum yenisi.iso

komutunu vererek md5 toplamını öğrenelim. Öğrendiğimiz bu toplamın 2008.2Alpha iso cd kalıbının md5 toplamıyla aynı olduğunu görelim ki doğru yapıp yapmadığımızı görelim. Gördükmü aynı olduğunu. Gördüysek tamam hadi cd'ye dökelim artık da kullanıma hazır olsun. Göremediysek xdelta'nın ve eski iso cd kalıbının md5 toplamlarını kontrol edelim nolur nolmaz hatalı olabilirler :D
2
Oca
Tabii ki Windows'çular için "Geri Dönüşüm Kutusunu Geri Getirme" diye yazdım ama Pardus'çuları unutmadım. Bazı internet sitelerinde çöp kutusunu (diğer adıyla geri dönüşüm kutusunu) bazı kendi yöntemleri ile geri getirmeyi anlatmışlar. Ben hepsini denedim ve URL yöntemi ile yaptığımızda malesef ikonun çöpün dolu/boş olma durumuna göre değişmediğini gördüm. Fakat kendi çöp kutumu shift+delete ile silerek ve aşağıdaki yöntemi uygulayarak geri getirmeyi mükemmel bir şekilde başardım. Sırf bunun için format atanları veya KDE'yi tekrar kuranları duydum. Hiç gerek yok;)

Çöp Kutu Simgenizi Geri Getirin


Eğer çöp kutunuzu geri getirmek istiyorsanız şunları yapın:

1. Önce masüstünde yarattığın çöp kısayolunu kaldırın.
2. Masaüstüne sağ tıklayıp yeni metin dosyası oluşturun.
3. Bu metin dosyasının adını trash.desktop koyun ve masaüstüne kaydedin.
4. Oluşan “trash” isimli dosyaya sağ tıklayıp kwrite ile açın.
5. İçine şunları yazın:

[Desktop Entry]
Type=Link

URL=trash:/
Encoding=UTF-8
Icon=trashcan_full
EmptyIcon=trashcan_empty
Name=Trash

6. Kaydedin.
7. Masaüstünde ~ ile biten bir dosya daha göreceksiniz. Onu çöpe atın.
8. “Çöp”ünüz hayırlı olsun!

Sistem simgesi için:

[Desktop Entry]
Encoding=UTF-8
Name=System
URL=sysinfo:/
Icon=system
Type=Link

Ev Simgesi için:

[Desktop Entry]
Encoding=UTF-8
Name=Home
URL=$HOME
Icon=kfm_home
Type=Link

Bir başka sitede bulduğum şu kodlar da Pardus KDE'de Çöp yaratmak için kullanılabilir:

[Desktop Entry]
Comment=Contains removed files
EmptyIcon=trashcan_empty
Encoding=UTF-8
Icon=trashcan_full
Name=Trash
OnlyShowIn=KDE
Type=Link
URL=trash:/

Bütün Simgeleriniz Görünmüyorsa

Bunların yanında bir de Pardus KDE'de bütün simgeleriniz mi kayboldu. Şunu çek etmekte fayda var.

1. Masaüstünün herhangi bir yerindeyken ters tuş ile açılan menüden "Masaüstünü Yapılandır.."ı seçin.

2. Ordan "Davranış->Genel"i açın ve en üstteki ifadenin tik atılmış olması gerekiyor. Yani "Masaüstü Simgelerini göster" ifadesine tik atın. "Tamam" deyin.


Sistem Panelinize Çöp Kutusu İkonu Ekleme

Sisteminizde ekranda "Çöp" simgeniz olmasa bile sistem çubuğunuza "Çöp" ikonunu getirebilirsiniz.



1. Panelin üzerinde herhangi bir yerde ters tıklayın. Paneliniz kilitli ise yandaki gibi bir menü gelecektir. Ordan "Panel Kilidini Aç"ı seçin.




2. Daha sonra tekrar ters tuşla tıkladığınızda açılan menüden "Panel Menüsü->Panele Programcık Ekle..."yi seçin.



3. Daha sonra listeden Çöp'ü bulun. "Panele Ekle" deyin.



4. Sistem çubuğunuzdaki "Çöp"ünüz hayırlı olsun!

Zaman zaman özgür yazılım ders materyali tartışmaları olduğu zaman Akgül Hoca olsun, başkaları olsun, Portakal Teknoloji ders materyallerine atıfta bulunur.

2003 yılından bu yana geliştirilen bu materyalleri Creative Commons, vb bir lisans ile açma konusunda 2004'den bu yana niyetimiz de vardı ama ülkemizde açık lisanslara olan saygısızlıklar, aleni hırsızlıklar, gözümüzü korkutuyordu.

2008 ile birlikte, Pardus üzerindeki ders notlarımızı yeniden yapılandırma fırsatımız oldu. Bu notlar:

  1. Kullanıcı Eğitimi
  2. Destek Elemanı Eğitimi
  3. Destek Uzmanı Eğitimi
biçiminde kümelendi. 2 ve 3 numaralı maddeleri Pardus projesinin resmi ders materyali olması için UEKAE'ye ücretsiz biçimde teslim ettik ve Pardus sürümü çıktıkça güncelleyeceğimizi de belirttik. UEKAE, bu materyalleri kendi sistemi içinde erişime açacaktır.

Ancak kullanıcı eğitimi konusunda, sadece Pardus'u da içermeyen, başka dağıtımlara da açık bir materyal geliştirme projesini başlatmak istiyoruz.

Hedeflediğimiz şey şu:

  1. Materyal geliştirmede dağıtım bağımsız bir müfredatı oluşturmak isteyen herhangi bir eğitmenin işine yarayabilecek bir alt yapı kurmak.
  2. İsteğe bağlı oluşturulan bir müfredat için, seçilen bir dağıtıma ait olarak hangi materyallerin kullanılacağını saptamak için bir alt yapı kurmak.
  3. 1 ve 2'deki alt yapılara uyumlu biçimde sistematik biçimde geliştirilen, güncellenen ve denetle nen bir materyal havuzu oluşturmak.

Bu iş görüldüğü gibi oldukça kapsamlı bir iş. Bunu kapsamlı yapan, işi yapış biçiminin çok organize olması.

Bu projeyi, oluşturulacak olan tüm materyallerin lisansı Creative Commons olacak şekilde, bu ay içinde başlatmayı,

  • 1 ve 2 numaralı maddelerdeki alt yapıyı,
  • ve ilk referans materyal havuzunu da, Pardus 2008.1 için yazdığımız (ve bu ay içinde 2008.2 için güncelleyeceğimiz) materyaller ile doldurmayı
hedefliyoruz.

<

Orta / uzun dönemde,

  • Pardus dışı dağıtımlar,
  • Türkçe dışı diller
gibi hedeflerimiz de var.

<

Projede görev almak isteyen herkesi bilgilendirebilirseniz, çok sevinirim.

Projeyi katkıya açık bir alt yapı ile kurgulamak, projenin Portakal Teknoloji'ye ait bir proje olmasından çok, herkese ait ama Portakal Teknoloji'nin katkı koyduğu bir proje olarak yürütmek istiyoruz.

Bu nedenle sadece materyal üretimi gibi adımlarda değil, proje yönetimi gibi işlerde de Portakal Teknoloji dışında gönüllüler olmasını istiyoruz. Proje Yönetimi'nde görev almak isteyenlerin biraz daha özgür yazılım camiamızın işleyişini, özgür yazılım üretimini anlayan, hani mümkünse sadece mühendislik bölümleri değil de BÖTE gibi eğitim odaklı bir bölümden olan birileri olması tercihtir.

Yeni yılın hemen başında bu tür güzel bir proje duyurusu yapmaktan çok memnun olduğumu da ayrıca belirtmek istiyorum.

ilk günlerde tam manasıyla alışamadığım ilk durum, yeni masaüstü kavramıydı. hatta bu kod yazarken masaüstünü binlerce dosyayla dolduran ben için biraz can sıkıcı bir geçiş süreci olmuştu, alışmak adına klasik masaüstü görünümüne geçmedim. ama 4.2 ile bunu yapmak mümkün. masaüstünde sağ tık -> görünüm ayarları:

pardus-kde4-klasik-masaustu

konversation üstünde /media çıktısını amarok2 ile beraber alamıyorsanız sakin olun. çözümü var. /usr/kde/3.5/share/apps/konversation/scripts/media açıyorsunuz, ve aşağıdaki dosya ile değiştiriyorsunuz. (hem amarok , hem amarok2 üstünde çalışıyor.)

konversation amarok2 media script

pardus-kde4-amarok2

eğer sıkı bir emesene kullanıcısıysanız, muhtemelen “current song” şarkısını da amarok2′den anlar hale getirmek isteyeceksiniz. hemen sizi aşağıdaki hata girdisine alıyoruz. adresteki __init__.py ve amarok2_2.py dosyalarını indirip /usr/share/emesene/plugins_base/ dizini altına atmanız yeterli.

emesene - now playing - amarok2

bunun dışında kate üstünde terminal kullanırken, arkaplan şeffaf oluyor ve yazdıklarım görünmüyordu. her seferinde renk şemasını değiştirmeme rağmen bir diğer açılışta eski haline dönmekteydi. terminal kısmında sağ tıklayıp ayarlar sekmesinden konsol ayarlarını kullan’ı seç’i iptal edip, kendi ayarlarınızı seçin. ve öntanımlı kaydet olarak tıklayın. sorun kalmayacaktır.

pardus-kde4-kate-ayarlari

kde 4.2 ile gelen bir diğer supersonik özellikse öntanımlı masaüstü efektleri. bendeki nvidia geforce kart ile sorunsuz şekilde çalıştı. menüden sistem ayarlarına girin. masaüstünü seçin ve etkinleştirin. ayarlarınızdan istediğiniz efektleri seçebilirsiniz ama bir compiz kadar fazla seçenek yok.

pardus-kde4-composite-ayarlari

KDE4′ü denemekten korkmayın. KDE4′yü yüklerken kde 3.5.x serisini silmiş olmuyorsunuz. eğer olur da beğenmezseniz service kdebase4_workspace stop ve service kdebase start komutlarıya 3.5.x kullanmaya devam edebilirsiniz. sadece 3.5.x’i geçtikten sonra kbuildsycoca komutunu vermek yeterli.

içimdeki ekran görüntüsü paylaşma aşkı bambaşka, kteatime ile veda edelim : )
pardus-kde4-kteatime

1
Oca

Yeni yılın ilk gününe KDE 4.2 Beta 2 ile girdim :-) USB MODEM’i kusursuz tanıdığı için KDE 4‘e olan aşkım bir kat dağa arttı :-) Kurarken türkçe dil paketini kurmayı unutmuşum, alt+f2 ile Paket Yöneticisi’ni açarak türkçe dil paketlerini kurdum. KDE 4.2 Beta 2 ile birlikte Amarok2 geliyor fakat ben Amarok2′ye alışamadım Konversation’un menü’de yer almaması çok tuhafıma gitti :-) Bunların haricin’de Tasma yerine Sistem Ayarları isimli bir program geliyor Tasma’da yaptığınız ayarları yada daha fazlasını Sistem Ayarları ile yapabiliyorsunuz.

http://img158.imageshack.us/img158/2261/ekrangrntszc0.png

Plasma’yı da unutmamak lazım, En çok beğendiğim özelliklerin başını Plasma getiriyor diyebilirim. Dosya yöneticisi olarak dolphin geliyor çok hızlı ve şık tasarımıyla KDE 4.2 Beta 2‘ye renk katıyor. Ayrıca fotoğrafların yönetimi için gwenview’den oldukça hoşlandım.

http://img206.imageshack.us/img206/6407/ekrangrntsyy9.png

Aslın’da KDE 4.2 Beta 2‘yi kurma gibi bir niyetim yoktu :-) Şu yazımda belirttiğim gibi Pardus 2009′u bekleyecektim, fakat yeni yılın ilk günün’de kurmak istedim uğur getireceğini düşünerekten kurdum :-) Şimdilik çok önemli sorunum yok, Ses sorunum vardı yankı yapıyordu onu düzelttim şimdilik başka sorun gözükmüyor…

Tüm Pardus kullanıcılarının denemesini tavsiye ederim :-)

      
Yazımız baktım çok uzun olmuş ikiye böldüm ben de:) İlk bölümde sorunu tanıdık ve çözüm yollarına başvurduk. Asıl çözümü bu bölümde göreceğiz.

Öncelikle boş yere Nero indirmişim. Malesef Nero'yu indirdikten sonra, bana yardım eden Sudüşleri takma adlı arkadaşım sayesinde özgürlükiçin'deki şu sayfaya ulaştım. Bu sayfadaki talimatlarda Nero yerine çok daha küçük ve pratik bir kalıp yazdırma programı olan "ImgBurn"den bahsedilmiş. Bu program 380 MB küsürlük Nero yanında bugün 1,926 MB olan ImgBurn harika bir program! İndirmek için şu adrese tıklayın.

Bir kaç saniyede indi ve tıkır tıkır çalıştı. Çalışan CD ile açmaya çalıştım fakat sanırım çalışan CD'yi yanlış indirdim. Tam %99'dayken sabit diskimde yer kalmadı. Ben de bir şeyler indirip devam ettirdim. Malesef böyle bir aksilik bile iso dosyasının yanlış inmesine sebep olabiliyor.

Pardus listesinden, çok saolsunlar hala yardım cevapları geliyor. İnsanlar bana grubu kurtarmamı söylüyorlar. Bunu yapamadım:( Sürekli şu sayfayı ya da şu sayfayı okumamı söylüyorlar. Selim beyin de yardımıyla, Talat Uyarer'in veri kurtarma yazısını da okuyabilirsiniz. Debian üzerinden anlatmış ama sanırım Pardus'ta da kullanılabilir. Bana bu iş de biraz uzmanlık gerektiriyor gibi geldi. Ama şunu anladım ki benim disklerimdeki veriler silinmemiş, sadece diskleri okuyamıyorum. Zaten ne yaparsam yapayım bu Pardus bir şeyler edip yüzümü güldürüyor:)

Neyse, ben tek başıma halledemedim, bu yüzden iki dizüstümü de alıp Portakal teknolojiye gittim. Orda mutlaka anlayan vardır diye düşümdüm. Malesef Pardus destek uzmanı Erdem abi bir haftalığına İstanbul'a gitmiş. Diğer elemanların da işi başından aşkındı. Bu yüzden kendi başıma yapmak zorunda kaldım. İki bilgisayarımı da açıp karşıma aldım. Saolsun Mete bana bir çalışan CD yaptı ve verdi. Hemen takıp açtım bilgisayarı. Fakat başlangıçta karşımıza şu yükleniyor, bu yükleniyor, ağa bağlanıyor diye yazılar gelen konsolda tıkandı. Ekranda " pardus~#_ " yazıyordu. Root olmuştu. Çünkü "otomatik root" diyordu.

Bu aşamadan sonra Osmank3 (kendisine IRC'den irc.freenode.org sunucusu ve #pardus odası vasıtasıyla ulaşabilirsiniz) takma adlı arkadaşımın yardımıyla Çalışan CD'nin neden çalışmadığını keşfettim. Başka bir bilgisayarda denediğimde açıldı. Sonra CD'yi temiz bir bezle silmek de olabilecek çözümlerden biri:) Giriş ekranına ulaşma çabalarımda da Osmank3'ün desteklerini hiç unutamıycam. Çünkü insanın bilgisayarın karşısında öylece oturup ne yapacağını bilememesi gerçekten çok sinir bozucu bir şey. Hele de bütün bir stajda öğrendiklerimin o bilgisayar içinde kayıplara karışması ve bunun için elimden hiçbir şey gelmemesi beni olmadığım kadar sinirlendirmişti. Normalde çok sakin bir insanım ve çok zor, nadir sinirlenirim, fakat sinirlenince de bir volkandan daha sert olabiliyorum:( Artık yapacaklarım haddini aşınca ben de doğal olarak patlama noktama gelmiştim. Fakat insanlardan yardım etmelerini bekliyorsanız, onlara karşı kibar olmak zorundasınız. Yoksa kimse benim sorunumla veya kahrımla ilgilenmek zorunda değil.

Yanımda getirdiğim ablamın dizüstü bilgisayarındaki Windows XP'ye bile IRC'ye bağlanmak için mIRC diye bir program bile yükledim. Bu aşamalarda bayağı zor vakitler geçirdim. İş yerinde internette arıza meydana geldi ve hiç bir bilgisayar internete giremedi. Hem bu sorunun düzeltilmesi ile uğraştım, hem de benden yardım isteyen bir iş arkadaşıma Visual Paradigm konusunda yardım ettim. Benden yardım istediği anda ona "Hayır, çok meşgulum, gerçekten işim var" da diyebilirdim. Fakat kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi, başkasına yapmak bana hiç doğru gelmedi. Bugün iş yerinde kime sorsam "işim var, internetten bak yap" demesi beni çok kızdırmıştı. Ve aslında iki dakikada yapılacak işi iki saatte yapmak zorunda kalmıştım. Bu yüzden UML konusundaki bilgilerimi arkadaşa aktarmak için bir saatimi ona ayırdım.

Bu aşamadan sonra giriş ekranına gelebilmek için: "Ctrl+Alt+F7" tuşlarına basıp kullanıcı adı ve şifresini soran ekrana girmeye çalıştım. Bu yöntem işe yaramadı, ekran simsiyah oldu. "Ctrl+Alt+F1" tuşlarına basarak geri konsol ekranına döndüm. Eğer bilgisayar "boot" ederken crash olur ve simsiyah ekranda kalırsa "Ctrl+Alt+F2" tuşlarına basarak konsolu(terminali) açabilirsiniz. Bu kombinasyonlardan hiç biri çalışmazsa "Ctrl+Alt+F3"ü deneyin, hatta F6'ya kadar yolu var. Burdan sonra çalışan CD'de KDE'nin yüklenmediğini anladım. Şu komut ile KDE'yi başlatabilirsiniz:

Pardus~# service kdebase start

Bu komut KDE3.5 içindir. Pardus 2008 Çalışan Cd'sinde KDE3.5 yüklü olduğu için bu komut bende çalıştı. Fakat başka komutlar da var:

Sistemi tekrar başlattığınızda sizi KDE4 açılış ekranı karşılayacak. Bir soru ile karşılaştığınızda Ctrl+Alt+F1 ile konsoldan Yetkili Kullanıcı (root) olarak giriş yaptığınızda ;

1. service kdebase off && kdebase4_workspace on (KDE3.5 kapatılıp, KDE4 açılış ekranı başlangıçta açılır) Yeniden başlatmak gerekir.

2. service kdebase start (KDE3.5 açılış ekranı ile giriş)

3. service kdebase4_workspace start (KDE4 açılış ekranı ile giriş)

4. service kdebase4_workspace off && kdebase on (KDE4 kapatılıp, KDE3.5 açılış ekranı başlangıçta açılır) Yeniden başlatmak gerekir.

Bu şekilde KDE'yi başlattım. Normal bir bilgisayar gibi açıldı. İçinde sadece dosyalarım görünmüyordu. Bu noktadan sonra yapacaklarım belliydi. Testdisk Disk kurtarma yazılımı ile Disk Tablomu kurtaracaktım. Bunun için şurdaki talimatları aynen yerine getirdim.

TestDisk de nedir?

TestDisk güçlü bir kurtarma programıdır. Bozulmuş disk alanlarını, format atılmış alanları düzeltir ve geri getirir. TestDisk paketi içerisinde gelen Photorec programı dosya kurmarma programıdır. Video, dokuman, resim ve saire dosyaları sabit disk, CD-ROM yada fotograf makinenizin hazıfa kartından kurtarabilir. Kısacası, kaybettiğimiz dosyalarımızı Photorec ile bu döküman yardımı ile kurtaracağız. Photorec'in hangi formatları kurtardığını merak ediyorsanız bu adresten destekleği ve kurtardığı dosya tiplerine ulaşabilirsiniz.

Eğer dosyalarınız silinmemiş ve harddiskinizde duruyorsa, onları Photorec ile kurtarmak yerine Testdisk'in kendi özellikleri ile bozulan Disk tablonuzu geri getirebilirsiniz.

Talat Uyarer'in anlatımıyla Photorec ile Veri kurtarma veya Testdisk ile Veri kurtarma yazılarını okuyabilirsiniz. Test disk ile veri kurtarma yazısında bazı şeyler bana eksik geldi. Kendim de bazı aşamaları göstererek bir sonraki yazımda anlatmak istiyorum. Çünkü böyle karışık anlatıldığında insanların da kafası karışıyor.

Gelelim sonuca. Sonuçta disk tablomu eski haline getirdim ve bilgisayarı yeniden açtım. Sabit diskten açınca yine "Grub Error 22" hatası verdi. Çalışan CD ile açtım. Ekranda "Pardus" yazılı CD ikonuna tıklayınca içinde "Samba" ve "Seval" olduğunu gördüm. İşte bütün dosyalarım bu "Seval"in içindeydi. Onları bir güzel harddiskime kopyaladım. Sonra bilgisayarı kapatıp Pardus Kurulan CD ile format attım. Artık "Error 22" hatası vermiyor ve bütün belgelerimi kurtardım. Herkese büyük geçmiş olsun:)
O kadar çok her yerde "ben Pardus kullanıyorum" diye reklam yaparsam olacağı buydu! Sonunda Pardus'u çökerttim. İçinde çok önemli dosyalarım vardı. Böyle sorunlar hepimizin başımıza gelebilir. Hiç sorunsuz bir bilgisayar zaten daha yaratılmamıştır. Önemli olan belgelerimdi. Gerisi nasıl olsa çözülür. Belgelerim yok olmasın da başka bir şey istemiyorum:( Pardus'umu bu halde gördüm ya üzüm üzüm üzüldüm..

Grub'ta açılış sorunlarından birisi "Error 22"dir. İnternet'te ararsanız Error 22 sorununu daha çok Ubuntu'da yaşayanların tartıştığı forumlara rastlarsınız. Pardus'ta böyle bir sorunun oluşması tamamen benim hatam. Çünkü bilgisayarımda root2 disk bölümümde hiç yer kalmadığını, root1'in ise hiç kullanılmamış olduğunu gördüm. Bu yüzden disklerimde biraz değişiklik yapmak istedim. Roo2'ye hiç dokunmayacaktım. Çünkü içinde önemli dosyalarım vardı. Bu yüzden root1'in içine yeni bir disk bölümü yaratmaya karar verdim. Fakat programlar->sistem menüsündeki "disk bölümleme" programının yarısı İngilizce, yarısı Türkçe'ydi. Ne olduğu da açıkça anlaşılmayan menüler vardı. Roo1'i seçip menüden yeni disk alan yaratma tuşunu aradım. Ama böyle bir tuş yoktu. Başka bir şeyler seçtim ve bana diskin içindeki verilerin silineceği uyarısını verdi. Nasıl olsa boş bir root1 diskim vardı. Bu yüzden önemli değil diye düşündüm ve "evet sil" dedim. Sonra birden bütün disk alanımı tek bir disk alanına ve bomboş 80GiB 'lık bir alana dönüştürdü. Ne yapacağımı şaşırdım. İşlemi geri almak istedim, fakat "geri al" tuşu aktif değildi. Demek ki geri alınamayan bir davranışta bulunmuştum.

Başka hiç bir şey yapmadan programı kapattım. Sistem'i açarak disk bölümlerimi kontrol ettim. Baktım hepsi yerli yerinde. Yine root1 ve root2 vardı. Hiç birşey olmamış diye düşünüp rahatladım. Ama malesef akşam bilgisayarı kapatıp yattım. Sabah da açınca grub ekranında şöyle bir yazı çıktı:

GRUB loading, please wait...
Error 22


İlk olarak ablamın laptobunu aldım. Hemen google.com.tr'u açıp sorunu aradım. Her yerde ubuntu ve ingilizce sayfalar çıktı. Açtım okudum ama elle tutulur bir yanıt yoktu. İkinci aklıma gelen hemen pardus listesinden yardım istemekti. Pardus listesine iyi ki üye olmuşum. Hafta sonu dahi olsa insanlar cevap atmak için PC başında bekliyorlar. Bu da beni çok sevindirdi. Şu sayfadan kolayca siz de üye olabilir ve sorularınızı pardus-kullanicilari@pardus.org.tr adresine göndererek hızlı bir şekilde cevap alabilirsiniz. Bu yöntemle listeye üye olan herkese mail gider ve maili gören herkesten cevap alabilirsiniz. Fakat üye olduğunuz mail adresini dikkatli seçin, zira mail trafiği çok yoğun. Günde belki 30dan fazla mail geliyor. Benim bile şu anda hala okunmamış 298 mailim var:)

Daha sonra aklıma gelen ozgurlukicin.com'dan arama yapmaktı. Şunu biliyorum ki, eğer Pardus'la ilgili bir sorunu google'a yazınca özgürlükiçin topluluk portalı bazen ikinci hatta üçüncü sayfalara düşüyor. Hatta ben United Kingdom'in google'unu kullandığım için bende 5. sayfada bile çıktığı oluyor. İlk sayfalar İngilizce ve Linux sayfaları oluyor, ya da çakma forumlar. Google istediğiniz sayfaları ülkelere göre farklı dizilerde karşınıza çıkarıyor. Özgürlükiçin'de özel ve gelişmiş arama yaparak başkalarının da daha önce bu sorunu yaşadığını gördüm. Şu sayfadan ben de yardım isteğinde bulundum. Ayrıca Pardus-wiki'den de "Grub'u Kurtarmak" başlıklı sayfasında bir çok Türkçe bilgi buldum.

Pardus'ta bir sorun yaşıyorsanız önce, daha önce bu sorunu yaşayanlar ne yapmış ona bakmak lazım. Daha sonra sormak en doğrusu. Ben de öyle yapmaya çalıştım fakat araştıracak fazla vaktim de yoktu.

Benimle aynı sorunu Ubuntu'da yaşamış olan Deniz Koçak mail listesinde şöyle demiş:

Bu hata ile ben de karşılaşmıştım ubuntuda fakat anakartın bir ayarından kaynaklanan bir sorundu. Yanlış hatırlamıyorsam bu hata grub'ın ben sistemi açacağım root kısmını göremedim, kullanamadım manasında bir şey (bendeki sorun yanlış bir disk alanını root olarak alması ve boot etmeye çalışması idi). Grub'ı tekrar kurmanız bir sorun yaratmaz verileriniz diskinizde duruyor muhtemelen ama grub bunu, bu alanı kullanamıyor gerektiği gibi. LiveCD'ler doğru bir şekilde boot edebiliyor bu tür durumlarda, bu da en azından sistemi açmak açısındanbir alternatif.

Ben de başladım çalışan CD arayışlarına. Live CD denen şey Türkçe Çalışan CD:) Şu adresten istediğiniz versiyonu indirmeniz mümkün. Ben de Pardus 2008.1 çalışan CD iso dosyasını indirdim. Şimdi bunu "kalıbı yazdır" seçeneği ile bir CD'ye yazdırmam gerekiyordu. Bir de baktım ki ablamın XP'sinde CD yazdırma adına hiç birşey yok. Hemen nero indirmek için şu siteye girdim ve "try" seçeneği ile demosunu indirdim. Böyle bir kelimelik "indirdim" demek ne kadar basit dursa da 40MB'lık Pardus 2008.1 iso dosyasını indirmek 2 saat, 382 MB'lık Nero-9.2.6.0 peketini indirmek 5 saat sürdü. Aslında işim bitince Nero'yu silcektim, çünkü bilgisayarı yavaşlatıyor. Fakat bu kadar uğraştan sonra silerken dayanamam canım gider. O yüzden dursun bari:P

Çalışan CD olmadan da Grub ekranını açarak Grub'u yeniden kurabilirsiniz. Pardus-Wiki'deki anlatılanları ben denedim fakat beceremedim. Benim bilgisayarımda Pardus 2008.1 yüklüydü. Fakat elimde Pardus 2007.3 Kurulan CD'si vardı. Böylece grub ekranına gelsem bile yeniden Grub'u kurarken bir ton errorla karşılaştım. Bundan vazgeçip bir Çalışan CD yapma işime devam ettim. Yaptığım işlem tam olarak şuydu:

Pardus kurulum cd'sini takın ve ilk gelen mavi seçim ekranındayken şu işlemleri yapın:
* klavyedeki c harfine basın. grub> yazan bir yer gelecek.
* root ( yazıp klavyedeki tab tuşuna basın. (root ve ( arasında bir boşluk var buna dikkat edin) Bunu yapınca diskler listelenecek.
* (Bundan sonraki adımlarda Pardus kurulu bölümümüz hd0,4 diye varsayıyorum) root (hd0, yazıp taba basın. Diskin bölümleri listelenecek.
* root (hd0,4) yazıp enter'a basın. (4 yerine önceki adımda öğrendiğiniz Pardus bölümünü yazın tabii ki...)
* setup (hd0) yazarak grub kurulumunu tamamlayın.
* ctrl+alt+del'e basarak baştan başlatın.

Talimatlar böyle. Fakat ben ne yaptım. Aynen şu çıktılar ortaya çıktı:

grub> find /boot/grub/grub.conf
Error 15: File not found
grub> root ( ..tab'a bastım
Possible disks are: fd0 hd0 cd
grub> root (hd0)
grub> setup (hd0)
Error 17: Cannot mount selected partition

Böyle errorlarla kafayı yememe az kalmıştı. Devamı gelcek..
31
Ara
Benim için sıradan bir gün, her zaman yaptığım şeyleri yapmaya devam edeceğim ama bu günü farklı bir gün olarak gören ve kendince ona bir önem atfetmiş kişilere mutlu yıllar diliyorum.
Benim için ay başı temizlenen kotanın "habercisi" demek. Yazacağım Dvd'ler, indireceğim paketler var efendim. Pardus kurmaya başlamadan önce bir usb modem kullanıcısı olarak indirmem gereken paketler : "rp-pppoe-3.8-7-3.pisi, br2684ctl-20040226-1-1.pisi, linux-atm-2.5.0-4-1.pisi" ilk kurulumdan sonra çektiğim çileleri hatırlayarak şimdiden indirdim. Kurulumu unutmuş olabilirim diye wiki'den gerekli kurulum belgesini kaydettim.

İkinci yapmam gereken Firefox'un yer imlerini yedekleyip, kopyalamak. Bunun için Firefox açıkken Ctrl+Shift+B tuşlarına basıp, yedekle düğmesini tıklayarak yer imlerimi yedekledim. Bu adresler benim için sahip olduğum dökümanlar kadar önemli, bu yüzden Pardus'u tekrar kurduğumda umarım bir süprizle karşılaşmayacağım. Karşılaşırsakta zaten iş işten geçmiş olacak.

Üçüncü olarak yapacağım sistemdeki arşivlerimi derleyip Cd'ye yazdırmak. Yazdığım betiklerde herhangi bir Windows fonksiyonu kullanmadığımdan onların transferi rahat bir şekilde halledilecek. Müzik arşivim sorunsuz şekilde açılacak zira Amarok onları yükler yüklemez bana hoş geldin diyecek. Pdf formatındaki dökümanlarımı okumak içinse işe bakın Adobe Acrobat Reader kurmama gerek kalmayacak! Tabi bunları yazarken kardeşimin yedeklediği resim dosyaları gözüme çarptı, benim galerimi de unutmamak gerek. Onları da sıkıştırıp Cd'ye çekeceğim ama oda ne? Cd yazdırma programı yok... Javacikız bir adres vermişti oraya girip gerekli programı indirdim. Böylece son aşamaya geçmeyede hazır oldum.

Evet, eski zamanlarda olduğu gibi oyun meraklısı olsam endişeye düşebilirdim ama işin güzel yanı şuan oynadığım tek oyun olan Urban Teror, Pardus üzerinde oynanabiliyor. Tabi ilerde Starcraft 2, Diablo 3 çıktığında durum ne olur bilmiyorum ama o oyunları bu bilgisayarın kaldırabileceği düşünmediğimden herhalde yeni bir bilgisayarla oynayacağım. Geldik veda konuşmasına:
Eyy Windows duy sesimi! Bir oyun yüzünden seni kurdum, başıma bela oldun! Cd-Rom gitti, bilgisayarım kastı, virüslerle uğraştım ve kotamı aştım^^ Sana "güle güle" diyorum.
30
Ara

Alternatif masaüstü yöneticisinin ayak sesleri Pardus’ta duyulmaya başladı! Akın Ömeroğlu tarafından geçtiğimiz günlerde tartışmaya açılan, “Ana sayfada Xfce seçkisi olma konusu” fazla zaman kaybetmeden sonuçlandı ve an itibariyle Pardus Wiki’sinde ana sayfada yerini almış bulunuyor. Wiki’de Xfce ile ilgili belgeler Xfce sayfasına eklendi.

Tabi, Pardus’ta Xfce ile ilgili böyle güzel yılbaşı haberleri olurken, Xfce kullanıcılarından yine katkılarını beklediğimizi belirtmeden edemeyeceğim. Yapmanız gereken çok basit, Eğer Xfce sayfasında kırmızı bir link görüyorsanız, bilin ki o linkin açtığı sayfa boştur, doldurulmaya muhtaçtır.

Dolduralım arkadaşlar!

2007 yılı bahar aylarında Pardus Nereye Koşuyor başlıklı bir günlük girdisi yazmıştım, sonradan bu girdi bir kaç yerde de yazı olarak yayınlanmıştı. Gerek Pardus geliştiricileri, gerek kullanıcı toplumu tarafından çok güzel karşılanan yazıda bazı konulara dikkat çekmiş, bir anlamda UEKAE'nin Pardus projesine dair nasıl bir strateji gütmesi gerektiğinin - kendimce - ip uçlarını vermiştim. 2009 yılına girerken, bu yazıyı da güncellemek gerekli diye düşünüyorum.

2007'de ne demişim, ne olmuş, nasıl yorumluyorum

2009 ve sonraki yıllar öncesinde, 2007'de ne demişim ve yazıdan bu yana geçen 1,5 yılı nasıl yorumluyorum ona bakmak gerekli.

  • 2007 yazımda dikkat çektiğim ilk konu Pardus'un büyüme hızındaki kontrolsüzlükten ve odağını kaybetmekten kaynaklanabilecek sorunlardı. Bence Pardus projesi, iç pratikleri anlamında burada oldukça iyi bir puan almıştır. Düzenli olarak yeni ara sürümler çıkartılmış ancak ikinci bir dağıtım (sunucu?) çıkmamıştır. Masa üstü kullanıcısına dönük nitelikli bir dağıtım odak alınmıştır. Bunun dışında dağıtıma dair işler dışındaki işler (donanım entegrasyonu, eğitim, danışmanlık, uygulama yazılım geliştirme, vb.) için de UEKAE gerektiğinde üçüncü kişilerle (birden fazla özel sektör şirketi) birlikte çalışmış ve sonuca ulaşmıştır. Ancak burada iç pratik skoru ile dış pratik skorunu ayırmak zorundayım. Pardus projesi 2007 yılına göre daha içine kapalı bir durumda. Bakın bunu yanlış anlamayın. Bir çok insan Pardus kullanıyor, çeviri takımları daha kalabalık, bu tür bir çok toplum süreci metriği göz önünde. Ancak projede yol haritası çizimi konusunda önemli bir içine kapanma gerçekleşti. Bunda bir çok şeyin etkisi olabilir. Pardus'u somut bir temele dayanmadan haksız biçimde yerenler, projeyi kamu kaynağının israfı olarak niteleyenler oldu. Elde edilen teknik başarıları küçümseyenler oldu. Bu da ister istemez bir küskünlüğe ve bir içine kapanmaya yol açtı. Bu nedenle Pardus projesi odağını korumakla birlikte, bu odağı güncellemek konusunda bazı aksaklıklar söz konusu.
  • 2007 yılındaki yazımda dikkat çektiğim ikinci konu, Pardus'un - kendimce - nereye koşması gerektiği idi. Burada Pardus'un "ne pahasına olursa olsun yaygınlaştırma" amacı güttüğünü ancak bunun bazı riskler içerdiğini belirtmiştim. Bu risklerden bir tanesi UEKAE'nin bu politikadan dolayı üçüncü kişiler, özellikle de Linux toplumundaki diğer paydaşlar ile anlaşmazlıklar yaşaması idi. Geçen 18-20 ay içinde bu tür anlaşmazlıklar oldu. "Ne pahasına olursa olsun yaygınlaştırma" hedefi yüzünden çekilen tepkiler ise zaman zaman değerlendirilse bile zaman zaman da göz ardı edildi. Buradaki ana meselenin, UEKAE'ye eleştiri getirenlerin UEKAE ile kendi keyfi iletişim yollarından iletişim kurmak istemeleri olduğunu düşünüyorum. Halbuki UEKAE'nin mekanizmalarını tanımak ve o mekanizmalar ile çalışmak için biraz ek çaba harcadığınız zaman UEKAE bal gibi de sizi dinliyor. Mesele UEKAE'nin Pardus projesi daha ortada yokken oturmuş bulunan kendi adetlerine uyum sağlamak. Ne yazık ki ne UEKAE üçüncü paydaşlara bunu tam anlatabildi, ne de üçüncü paydaşlar bunu anlamak istedi.
  • 2007 yazımda tüzel kişiliği bulunmayan yerel kullanıcı organizasyonları ile etkileşim için ikinci bir arayüzün bulunması gerektiğini söylemmiştim. Özgürlük İçin portalı bu noktada çok iyi bir adım oldu ve bu kullanıcı organizasyonlarının en azından bir yerde bir kaydının tutulmasını, yerel etkinlikler için bir araya gelebilmesini sağladı. Örgütlenme önemli bir şeydir. Hatta çoğu kez sandığımızdan daha önemli bir şeydir. Özgür yazılımın kendisi bile aslında farklı bir örgütlenme modelinden ibarettir denebilir. Bence Pardus projesi burada tam puan aldı.
  • Yine 2007 yazımda dikkat çektiğim bir şey de şu: Linux ve özgür yazılıma odaklı olarak çalışmak isteyen şirketlerin UEKAE ile olan ilişkilerinin ve Pardus projesine dair bakışının yapılandırılması gerekir. UEKAE'nin, Pardus projesinin varlığının "biz geldik siz gidin" anlamına gelmediğini, hem başka oyunculara hem de başka Linux dağıtımlarına yerin daima olduğunu vurgulaması gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. Bu konuda sonuçlar alınıyor, ancak UEKAE'nin bürokratik yapısı hala bu konuda çok yavaş ilerliyor. Özel sektörün beklediği hız, tepki süreleri aylarla değil günlerle veya en kötü ihtimalle haftalarla ölçülüyor.
Özetlersek, Pardus projesi ve UEKAE oldukça başarılı bir 18 ay geçirmekle birlikte, bazı aksaklıklar olduğunu da göz ardı edemeyiz.

2009 ve sonrası

Pardus projesinin sonraki dönemlerde ne yapması gerekli? Yol haritası ne olmalı? Bunları tartışacaksak bazı konulara dikkat etmeliyiz.

Pardus projesinin artık sadece UEKAE'ye ait ve UEKAE'nin toplumla paylaştığı bir proje olmaktan çıktığını, UEKAE'nin koruyuculuğunda topluma ait bir proje olmaya başladığını kabul etmek gerekli. Önümüzdeki dönem içinde de UEKAE'nin bazı rollerini topluma devretmeye hazırlanması gerekiyor. Bu nedenle UEKAE Özgürlük İçin portalındaki başarının bir benzerini, Pardus yol haritasının çizilmesi için de tekrarlamak zorundadır. Bu ne demek? UEKAE tarafında ve üçüncü kişiler tarafında kabullenilmesi gereken gerçekler var.

  • Öncelikle, UEKAE artık Pardus'un nerede ne şekilde kullanılacağını kontrol etme lüksünü kaybetmiştir. Pardus makul bir kullanıcı toplumuna kavuşur kavuşmaz, Pardus'u kullanmak için yeni uygulama alanları da ortaya çıkmıştır. UEKAE'nin bu noktada artık işi yapan değil yönlendiren bir rehber rolü üstlenmesi gerekli.
  • UEKAE, Pardus'un farklı amaçlar ile kullanılabileceğini kabul ettikten sonra, yol haritasını çizerken bu farklı amaçları ve bu amaçların çakışan isteklerini değerlendirebilmelidir. Bu nedenle "ben Pardus ile bunu yapacağım, bu nedenle buna ihtiyacım var" diyenlerin, isteklerini belirtebilecekleri bir arayüz bulunmalıdır. Ancak bu arayüz var olan hata kaydı sisteminden ayrı bir yer olmalıdır. Çünkü hata kaydı sistemine bir şey eklendiği zaman onlarca hatayla boğuşan geliştirici, bu tür girdileri göz ardı etmeye yönelir. Bundan doğal ve insani bir şey de yoktur. Halbuki, bu tür isteklerin ayrı bir yerde kayda alınması ve ayrı bir biçimde değerlendirilmesi gereklidir.
  • Elbette Pardus yol haritası çizilirken gelen teknik isteklerin hepsi mükemmel biçimde ifade edilemez. Bu durumda ya isteklerin ifade edilmesi becerisini artıracaksınız yada isteklerin aslında neye denk geldiğini kendiniz araştıracaksınız. Bence her iki çözüm de aslında zor değil. İsteğini teknik olarak ifade edemeyenler, o isteği onlar için teknik olarak ifade edebilecek üçüncü kişilere yönlendirilebilir. Bu da aslında yine kendi içinde dinamik olarak şekillenebilir. Internet üzerinden çalışan bir "proje pazarı" organize edilecek olursa, zamanla bu süreç - nasıl Özgürlük İçin portalında işlemiş ise - bu proje pazarında da şekillenecektir. Sistemin Internet üzerinden ve merkezi işlemesi, iletişimin belli oranda kayda geçmesine ve UEKAE'nin moderatör olarak belli oranda kontrolü elinde tutmasına da olanak verecektir.
  • Pardus yol haritası çizilirken elde edilen istekler detaylı biçimde ifade edilebildikten sonra şu yada bu şekilde bir önem sırasına sokulmalıdır. Burada iki önemli nokta görüyorum. Birincisi her bir isteğin bir etki analizinin (İng. impact analysis) yapılması, ikincisi de önem sırası belirlenirken de sadece UEKAE'nin değil yine bir dizi paydaşın da katkıda bulunması önemlidir. Bu katkı sayesinde yol haritası ve takvim bir toplum süreci içinde gerçekleşecektir.
  • Peki bu paydaşlar kim olmalıdır? Öncelikle hali hazırda Pardus'a geçmiş bulunan kurumlar bulunuyor. MSB As-Al Daire Başkanlığı, Neziroğlu, Petrol-İş gibi isimler basında da yer aldı. Bunun dışında, geçmeyi planlayan kurumlar da var. Şu anda sayıca az olsalar da sayısının artacağını tahmin ettiğimiz Pardus Göç Danışmanlığı iş ortakları var. Doğrudan Pardus göçleri ile ilgilenmeseler dahi Linux ve özgür yazılım alanında çalışan, değişik ürünler üreten firmalar var. Sistem entegratörleri var. Bunlardan oluşacak bir küme, Pardus'un yol haritasının çizilmesinde UEKAE'ye inanılmaz faydalı olacaktır.
  • Tabii burada her şeyi UEKAE'den beklemek de olmaz. Yukarıda adı geçen geçmeyen, her türden paydaşın bu tür etkinliklere gönüllü olduğunu beyan etmesi ve UEKAE'ye bu tür ortak çalışmalar için talepte bulunması gerekli. Bu taleplerin mümkünse - benim bu günlük girdimde olduğu gibi - "ben söyledim, yetmez mi" biçiminde olmaması, UEKAE'nin kendi süreçlerine uygun biçimde gelmesi gerekli.

Peki önümüzdeki yıllarda Pardus yol haritası iyice zenginleşince ne olacak? Geliştirilmesi gereken şeylerin sayısı ve karmaşıklığı artacak. Bu durumda UEKAE'nin elindeki geliştirici kitlesinin yetersiz kalacağını şimdiden öngörebiliyorum. Yani ya UEKAE daha çok kişi istihdam edecek yada dışarıdan daha çok geliştirici UEKAE'ye daha organize biçimde destek olacak.

  • UEKAE'nin geliştirici sayısının artmasının önemli bir yolu UEKAE'nin Pardus'dan bir şekilde para kazanması. Bu noktada Pardus temelli ticari faaliyetlerin UEKAE'ye para kazandıracak biçimde kurgulanması olası bir yol. Şu anda Pardus İş Ortaklığı Programları ile takip edilen de bu yol. Elbette başka yollar da olabilir. Ancak Pardus İş Ortaklığı Programları'na katılan şirket sayısının artması önemli bir hedef olmalıdır. Bu rekabeti kızıştırıp, mevcut iş ortaklarının zararına bir tehditten çok, daha büyük projelerin birden fazla iş ortağı tarafından konsorsiyum olarak yapılabilmesi için olanak sağlayacak bir fırsat olarak görülmelidir.
  • UEKAE'ye geliştirici desteği sağlamanın bir yolu da üçüncü şirketlerin kendi geliştirici ekiplerinin tam zamanlı veya yarı zamanlı olarak Pardus geliştiricisi görevi üstlenmesini açıkça teşvik etmesi olacaktır. Belki Pardus'un kendine has bileşenlerinin geliştirilmesinde ağırlıklı kullanılan Python dili ülkemizdeki en yaygın dil değildir ama bir çok geliştirici görevinin hala üçüncü kaynaklardan gelen yazılımlara dönük olduğunu, bunun da C, Perl, Java gibi bir çok dilde deneyim gerektirdiğini göz ardı edemeyiz. Yani hangi dilde çalışırsanız çalışın, Pardus geliştiricisi olarak destek verebileceğinizi kabul edebilirsiniz. Bu tür teşvikler sağlayan ve bu yolla Pardus için dolaylı olarak kaynak ayıran şirketlerin açıkça ilan edilmesi ve UEKAE tarafından onurlandırılmaları, bu şirket için - bence - çekici bir şey olacaktır.
  • Önemli bir diğer konu da Pardus üzerindeki geliştirme çalışmalarının daha organize biçimde yürütülmesi için özellikle test süreçlerinin daha gelişmiş, daha otomatize biçimde sürdürülmesi. Şu anda Pardus test süreçleri revize ediliyor ve geliştiriliyor ama bu çalışmanın daha da ilerletilmesi gerekli.

Pardus projesinin asla göz ardı edemeyeceği, büyük önem taşıyan bir şey de Pardus üzerinde çalışan, çeşitli uygulama yazılımlarının bulunması gereğidir. Evet dünya çapında çalışan özgür yazılım toplumu genel amaçlı bir çok yazılım sağlamaktadır. Ancak bu yazılımların dışında ülkemizin yerel ihtiyaçlarına dönük yazılım projelerinin de var olması gerektiği ortada. Uygun Teknoloji'nin Tekir ve Sarman gibi ürünleri bu açıdan çok güzel örnekler. Elbette onlarca özgür yazılım uygulama yazılımı projemiz var. Bunların Pardus üzerinde paketlenerek dağıtılması, kullanıcıların bu yazılımlara yönlendirilmesi ve bu yazılımların giderek daha aktif geliştirici ve kullanıcı kitlelerine ulaşması gerekli. Bu sayede Türkiye'deki özgür yazılım toplumunun daha da gelişmesi söz konusu olacaktır. Peki burada nelere dikkat etmek gerekiyor?

  • Türkiye'deki özgür yazılım projelerinin sürekliliği önemli bir problem. Bu sürekliliğin sağlanması için yapılması gereken çalışmalar da aslında aşikar. Pardus üzerinde dağıtılan yerli özgür yazılımların sürekliliğinin sağlanması için UEKAE'nin kendisi geliştirici sağlamak dışında, projelere aktif geliştirici sağlanması için aracılık etmesi gerekli.
  • Pardus projesi içinde hatırı sayılır bir deneyim oluşmuş durumda. Bu deneyimin bu projelerdeki geliştiricilere aktarılması için sistematik bir yol kurgulanabilir. Özellikle yabancı ülkelerdeki özgür yazılım geliştiricileri ile iletişim kurulması ve iş birliği yapılması konusunda UEKAE'nin edindiği deneyimin aktarılması bence önemli bir konu.

Burada maddelere dikkat edilecek olursa, UEKAE'nin Pardus'un daha da yaygınlaşması ve daha doğru, daha etkili biçimde yaygınlaşması konusunda başarısının artacağını düşünüyorum. Elbette, bu saydıklarımın hiç biri kolay işler değil. Ancak Pardus projesindeki hangi iş kolay ki?

29
Ara

Konsol ipuçlarına devam…

tar.gz uzantılı dosyaları açmak için

tar -zxvf ornekdosya.tar.gz

.tar.bz2 uzantılı dosyaları açmak için

tar -jxvf ornekdosya.tar.bz2

.bz2 uzantılı dosyaları açmak için

bunzip2 ornekdosya.bz2

.7z uzantılı dosyaları açmak için

7z x ornekdosya.7z

.zip uzantılı dosyaları açmak için;

unzip ornekdosya.zip

.rar uzantılı dosyaları içmak için

unrar x ornekdosya.rar

Pardus-wiki’sini karıştırırken karşıma çok ilginç şu madde çıktı. Ufuk İzgi adlı bir pardus kullanıcısı ortaya çıkarmış. Anlattığına göre canı sıkılmış kurulumda. O ara etrafa durmadan tıklıyormuş ve olan olmuş. Etrafı Pardusman’ler sarmış.

İşte pardusman görünüyor. Bundan sonra olanlar oluyor.

Pardusman’ler etrafı sarıyor. Ve ilginç bir görüntü ortaya çıkıyor.

  • Pardus 2007.1 Felis Cahus
  • Pardus 2007.2 Caracal Caracal sürümlerinde denemiş ortaya çıkaran Ufuk İzgi.

Pardus 2008′de bekli Pardusman’i görebiliriz. Anlattığına göre kurulumda sağ üst köşeye seri bir şekilde 5-6 defa tıklayınca etraf pardusman’ler ile duruyor. Bazıları uçuyor bazılar etrafı fırlıyor. Bunla alakalı bir bilgi bulamayan Ufuk, bu maddeyi 13:53 7 Kasım 2007 yazmış. Pardus 2008′de denemek için sabırsızlanıyorum. Eğer denerseniz lütfen ekran görüntülerini gönderin.

Bu yazıya benzer yazılar bulunamadı.